DR. AYLİN YILMAZ: DEPRESYON MODERN ÇAĞIN HASTALIĞI

Wedau Klinik Duisburg’ta İç hastalıkları uzmanı olan Dr. Aylin Yılmaz, farklı şikayetlerle gelen çoğunluğu Türkiyeli kadın hastalarında depresyon sendromu teşhisi koyduğunu, çağın hastalığı olan depresyonun Türk toplumunda hala ciddiye alınmadığına dikkat çekti.

Metin ES / DUİSBURG

ALMANYA’da Duisburg’daki Wedau Klinik’te iç hastalıkları uzmanı olan Dr. Aylin Yılmaz, Türk toplumunda hala depresyonun önemsenmediğini ve hafife alındığını söyledi. Hastaneye farklı şikayetlerle gelen çoğunluğu Türkiyeli kadın hastalarda sıkça depresyon sendromu teşhisi koyduğunu, nitekim çağın hastalığı olan depresyonun Türk toplumunda pek ciddiye alınmadığına dikkat çekti.

Depresyonun, kişinin kendisini suçlu, endişeli, değersiz hissetmesine neden olduğunu belirten Dr. Aylin Yılmaz, „Hastalık, başkalarından uzaklaşma, uyku saatlerinin azalması veya artması, iştah kaybı, tekrarlayan ölüm düşüncesi, halsizlik, enerji veya cinsel istek kaybı, her zaman yaptığı faaliyetlere karşı ilgisiz olma, dikkat ve konsantrasyon güçlüğüyle belirginlik kazanır“ diye konuştu.

PSİKOLOGU DELİ DOKTORU GÖRENLER VAR
Dünyada yaklaşık 450 milyon kişinin ruhsal sorunları olduğunu kaydeden Yılmaz, bunların 20 milyonunun da bu sorunları nedeniyle yardım arayışı içerisinde olduğunu söyledi. Kadınlarda depresyon hastalığının daha yaygın olduğunu belirten Dr. Yılmaz, şunları söyledi:
“Kadın hastalıklarının yüzde 40’ı psikolojik sorunlardan oluşuyor. Her iki kadından birinde depressiv sendromlar görüyorum. Örneğin, ‚adetim gelmiyor, iştiham kesildi, saçlarım döküldü, karnım ağrıyor, titriyorum‘ gibi şikayetlerle gelen hastalarımda yaptığım muayane sonucunda tıbbı açıdan sağlıklı çıkınca bir psikologa yönlendiriyorum. Ne yazık ki, günümüzde hala psikologu deli doktoru olarak görenler var.

ALMANLAR DAHA BİLİNÇLİ
Kadınlarda yaygın olmasının nedenlerdinden beri eşlerinden yardım alamamaları. Çünkü genelde eşleri kadının sorununu dinlemiyor. Kadınlar kendi sorumluluklarıyla yalnız bırakılıyor. Sorumluluklar ve sorunlar büyüdükçe içine atılıyor ve hastalığa dönüşüyor. Hastada bir tranva yaşanmış olabilir. Aile, iş, eğitim sorunu olabilir. Kendilerini ifade etme sorunu yaşıyorlar. Bu tür vakalarda toplumda bi şekilde dışlanılıyor. ‚Ne işin var psikologta, delimisin‘ gibi tepkilerle hasta depresyonu kapatmaya çalışıyor. Çoğunlukla saklanıp, söz edilmiyor. Ayrıca kendiliğinden de doktora gidilmediği gibi depresiv tutumlarını da kabul etmiyor. Fakat Almanlar depresyon hastalığında daha bilinçli ve tedaviye erken başlıyorlar.”

İNTİHAR GİRİŞİMİ
Depresyonun, kişisel, ailesel, toplumsal ve sosyal kayıplara yol açabildiğini belirten Yılmaz, „Depresyon, doğru teşhis ve iyi tedavi ile tedavi başarısı yüksek bir psikiyatrik hastalıktır. Göçmenlikten ötürü de depresyon vakalarında artış olduğunduğu biliniyor. Fakat Türkiyeli toplumumuzun psikologa bakış açısını değiştirmesi gerekmektedir. Depresyon bize, bir şeylerin yolunda gitmediğini haber veren bir alarm sistemidir. Şayet buna duyarsız kalırsak, ciddiye almazsak hastalığı büyütmüş oluruz. Çünkü aşırı depresyonlar intihara ve ölümlere kadar ilerliyor. Aşırı depresyondaki kadınlardan yüzde 35’i hayatına son veriyor. Çok çeşitli tedavi metodları var. Önemli olan hastalığı kabullenmek ve zamanında tedaviye başlamaktır” dedi.

About the author

Related